Ana Sayfa Felsefe Tarih Garanik Olayı (Şeytan Ayetleri) Gerçeği Videolu Anlatım

Garanik Olayı (Şeytan Ayetleri) Gerçeği Videolu Anlatım

485
0

Şeytan ayetleri konusu İslam tarihinin en tartışmalı konularından biridir. Kabul etmek ayrı bir dert, inkar etmek ayrı bir derttir. Bu konuya zaman içinde hiç akıl yoluyla bakan da olmamıştır ki yaptığım araştırmaya göre bu işe ilk defa ben akıl ve bilim ışığında bakıyor olacağım. Tüm ideolojileri bir kenara bırakıp bu konunun detayını karşılaştırmalı olarak anlayıp, anlatmaya çalışacağım sizlere.

Öncelikle şeytan ayetleri dediğimiz ayetler nedir? Sorusuna cevap verelim. Bu olay İslam tarihinde garanik/ğaranik olayı olarak geçer. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed Necm suresi 19. Ve 20. Ayetlerini okurken bazı rivayetlere göre peygamberin müşriklerin içini İslam’a ısındırmak için bilerek, bazı rivayetlere göre şeytanın içine girmesi, bazı rivayetlere göre de kulağına fısıldamasıyla dönemin Arap putları lat, uzza ve menat için şefaatçi olduğunu söylemiştir. Burada şunu belirtelim. Dönemin Arapları pagan değil politeist din inancına sahiptiler. Tek yaratıcı olduğunu kabul edip, bu putların onların kızları olduğunu ve kendilerine Allah katında şefaat edeceklerine inanıyorlardı. Anlatılana göre durum bu olunca müşriklerle Müslümanlar arasında sorun kalmamış ve Necm suresinin sonunda secde ayeti olduğundan hep birlikte secde edilmiştir. Aynı gece Cebrail Hz. Muhammed’e geldiğinde Hz. Muhammed durumu anlatmış, Cebrail’de ben bilmem böyle bir ayet getirmedim ben sana demiştir. Bu duruma çok sıkılan ve üzülen peygambere daha sonra Hacc suresi 52. Ayet ve İsra 73-74-75. Ayetleri gönderildiği söylenir. Hatta bu durum karşısında önce Habeşistan’da ki Müslümanlara “müştiklerle Müslümanlar birlikte secde etti. Muhammed putlarımızın şefaatçi olduğunu kabul etti ve sıkıntı bitti” haberini yollamışlar ve bu Müslümanlarda geri geldiklerinde durumun böyle olmadığını görünce her biri ayrı bir müşriğe sığınarak Mekke’ye girebilmişlerdir.

Hacc suresi 52 ayete gelelim. Bu ayette anlatılan Allah’ın gönderdiği ayetlere karşılık şeytanın insanlara vesvese vereceğidir. Aslında burada anlatılmak istenen çok açıktır. Daha önce gelen peygamberlerin ve Hz. Muhammed’in aktardığı ayetlerin anlamını bozmak için şeytanın değişik vesveselerle insanların içinde bozgunculuk yapmak isteyeceğidir ki aslında bakılacak olursa burada da becermiştir. Çünkü bu ayet garanik olayına yorulmuş ve peygamberin böyle bir hataya düştüğü o yüzden Allah’ın bu ayeti yolladığı söylenmiştir. Peygamberler hatasız değillerdir fakat bahse konu olan olay şirke girer. Kendini yaratıcı yerine koyup ayet eklemek anlamındadır ki bunu hiçbir peygambere yakıştırmak dinen uygun değildir.

İsra suresine gelince ise işler biraz daha değişiyor ve yaratıcı tarafından peygambere bir ikaz çekiliyor. Deniyor ki anlam olarak az daha sana bizim göndermediğimiz ayetleri söyletip bize karşı kullanacaklardı. Biz senin içine dayanma gücü koyduk ve sen bu tuzağa düşmedin. Aslında peygamberinde etten kemikten oluşan bir insan olduğunun kanıtıdır bu. Sadece döneminin en salih kuludur. Yani onu farklı kılan maddi yapısı değil, iyi insan oluşudur. Fakat burada da garanik olayını kanıtlayan bir tabir yoktur.

Bu konu hadis kitaplarında geçer ki daha sonra buraya geleceğim, Kuran-ı Kerim’de böyle bir olaydan bahsetmez. Öncelikle merkez olarak dinde alınacak kaynak kutsal kitaptır. Kuran-ı Kerim’e göre bu mümkün müdür? ona bakalım. Vakia suresi 76-80 arası ayetler Kuran-ı Kerim’e ve ayetlere dokunulamayacağını, kitabın korunduğunu anlatan ayetlerdir. Bu ayetlere göre böyle bir olay olması imkansızdır ki kim oldu diyorsa Kuran-ı Kerim’i inkar ediyor demektir.

Gelelim Nahl suresi 98-99-100. Ayetlere. Burada da şeytanın sadece Allah’a şirk koşanlara etki edebileceğini, inanan ve tevekkül edenlerin üzerinde etkisinin olmayacağını anlatıyor. Şimdi buna inanmak o zaman 3 şeyden birini kabul etmemiz gerekiyor. Ya Hz. Muhammed inanan değil, ya Kuran-ı Kerim’i inkar etmemiz gerekiyor ya da bu anlatılan tamamen bir iftira. Ama maalesef hadis kitaplarını kutsal kitapların önüne koyan zihniyet bu olayı kabul ediyor.

Son olarak ta Hicr 9. Ayete bakalım. Bu ayette diyor ki Kuran-ı Kerim’i biz indirdik biz koruruz. Burada yine ya bu yazana inanmayıp kutsal kitabımızı inkar edeceğiz, ya da hadis yazarları yalancıdır diyeceğiz. Tercih sizin!!!

Peki tüm bunların ışığında bakacak olursak bu söylenti niye vardır? Nasıl çıkmıştır? Kim çıkarmıştır? Niyeti ne olabilir? Bu eski kaynaklarda ilk olarak İbn İshak’ın eserinde geçmektedir. İshak’ın doğum yılı 699 senesidir. Yani peygamberimizin ölümünden 67 yıl sonra. Bu olayı yazdığı kitabı 30’lu yaşlarında yazdığını varsayarsak yaklaşık peygamberimizin ölümünden 100 sene sonra yazılmış, artık hiç sahabe kalmamış hatta sahabe çocuklarının bile yaşadığı muallakta olan bir dönemdir. Zaten asıl büyük sahabeler ki onlar İslam daha güçlü değilken kabul etmiş gerçek sahabelerdir, İslam’ın ilk yıllarında hayatını kaybetmişlerdir. Yani peygamber öldükten sonra en fazla 20-30 sene sonraya İslam’ın cefasını çekmiş büyük sahabelerden kimse kalmamıştır. Eğer söylenenler doğruysa gördüğü sahabeler peygamberimiz öldüğünde en fazla 10-12 yaşlarında olabilirler. İbn İshak’ın dedesi Aynüttemir’de Hristiyan manastırında eğitim gören biriydi ve Halid bin Velid’in burayı fethinden sonra Medine’ye yollanmıştı. Yani dedesi aslında bir Hristiyan’dı ki kendisi de eski peygamberleri yazarken Kuran-ı Kerim dışında İncil ve Tevrat’tan faydalanmıştır. Bu kitapların değiştirildiğini var sayarsak bu İslam’a uygun değildir. En önemli özelliklerinde bir doğru olduğuna bakmaksızın eserinde konuyu şiirle anlatmasıdır ki Kuran-ı Kerim’in de şiirsel yapısından dolayı kutsal kitap taklidi midir? Bilinmez! Tabi tüm suçu da İshak’a bırakmamak lazım. Kitaplarının orijinali günümüze ulaşmamıştır. En önemli eseri olan el-Megazi kitabı İbni Hişam ile günümüze gelmiştir. Zaman içinde belki de belirli hadisler eklenmişte olabilir. Garanik hadisesi geçen diğer kaynaklar ise İbn İshak’tan 100 sene sonra olduğu için zaten İshak’ın kitabı kadar bile güvenilirliği yoktur.

Sonuç olarak bu hadise de dahil olmak üzere bir çok hadise hadis kitaplarından aktarılarak İslam’a gölge düşürülmektedir. Peygamberin özel hayatından tutun da, vahşi insanların dahi yapmayacağı kadar canice şeylerin peygambere yakıştırılması gibi hadislerle dolu bu kitapların güvenilirliği yoktur. Tabi bu durum İslam’da olmayanları İslam’a dahil, olanları ise İslam’dan ihraç etmektedir ve bu durum diğer dinlere mensupların ve ateist/deist v.b. toplulukların eline yağ sürmektedir. Bu konu da burada çok kullanılmış ve Salman Rushdie isimli İran’lı bir yazar bu konuyu Şeytan Ayetleri (1988) isimli bir kitapta ele almıştır. Aslında dünya üzerinde ki önemsiz birkaç kitaptan biri olacakken bir anda dönemin İran lideri ve devrimin müsebbibi Humeyni Salman’ın katli fetvasını vermiş ve başına altıyüz bin dolar gibi bir para ödülü koymuştur. Bu bir anda Salman’ı ünlü yapmış fakat kaçarak yaşamak zorunda bırakmıştır. Aslında bu yola hiç girilmese kitap sattığının %1’ini anca satacak haldedir. Humeyni’nin verdiği bu fetva Salman’dan başka kişilerin başına daha büyük bela olmuştur ki kitabın Japon çevirmeni öldürülmüş, İtalyan ve Norveçli çevirmenler ise yaralanmıştır. Ama en büyük olay Türkiye’de yaşanmış ve meşhur Madımak Oteli mevzuatı yaşanmış, tarihe de Sivas katliamı olarak geçmiştir. Kitabı Türkiye’de basmak isteyen Aziz Nesin Pir Sultan Abdal etkinliklerinde arkadaşlarıyla birlikte saldırıya uğramış ve yakılmak istenmiştir. Saldırıda 35 kişi ölmüş, Aziz Nesin linçten kurtulmuştur. Aziz Bey’in %98’i Müslüman bir ülkede bu kitabı bastırmak istemesi her ne kadar yanlış bir hareketse de yapılan çok çok daha büyük bir harekettir. Keza bu olay zaten adli yollarla  halledilebilecek bir olaydır. Keza fikri ve inanışı her ne olursa olsun 35 can canice canlı canlı yakılarak öldürülmüştür ve İslam’ın hiçbir yerinde bu yoktur. Üstelik kitabın basılmaması için çok geçerli bir neden vardır. Özgürlük başkalarının özgürlüğünü kısıtlamadığı sürece legaldir. Fakat %98’i Müslüman bir ülkede bu kitabı yayınlamak başkalarının özgürlüğünü kısıtlamaktır. Fakat burada şu unutulmamalıdır ki kutsal kitabımız müşriklerle savaşı bile Müslümanları evlerinden yurtlarından etmediği sürece yasaklamıştır. Bu olay sırasında Sivas Belediye Başkanı bu gün Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ydu ve bazı şahitler onun meydanda insanları telkin etmek yerine “gazanız mübarek olsun” diye halka gaz verdiğini söylemektedir.

 

KAYNAKLAR

https://kuran.diyanet.gov.tr/mushaf

 

 

Bir Cevap Yazın